Gerçe?e, Tanry'ya, evrensele,
her ?eyin özüne varmak için ''?eriat-tarikat-marifet-hakikat''
olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayyrt eder. Tasavvuf
felsefesi ve görü?leri daha çok Bekta?ilere yakyndyr. ?eyhi
Taptuk Emre Sinan Ata'nyn ardylydyr, Hacy Bekta? Veli'ye
ba?lydyr. Bir divany vardyr Risaletü'n Nushiye adly 573
beyitlik ?iiri ile ?eriat kurallarynyn üstüne çykar.
Ba?langyçtaki düz yazy metinde aklyn ve insanyn çe?itlerini
anlatyr. ?iirlerini O?uz lehçesiyle ve ça?ynyn konu?ma diliyle
yazmy?tyr. Ya?amy, ?iirleri, felsefesi üzerine çe?itli
ara?tyrmalar yapylmy?tyr. Yunus Ernre üzerine Fuat Köprülü,
Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpynarly, Sabahattin Eyübo?lu, Asym
Bezirci, F. Kadri Timurta?, Ahmet Kabakly, Müjgan Cumbur,
Abdurrahman Güzel, Mehmet Bayraktar ve Nezihe Araz gibi
çe?itli ara?tyrmacy yazarlar inceleme
yapmy?lardyr.
Yunus Emre? Nereli? Nerede do?mu?, nerde
ölmü?, nasyl ya?amy?? Kime ba?ly, Ne gören var, ne bilen,
Hepsi karanlykta. Yunus'un deyi?iyle görenler, bilenler de, ne
söylerler, ne bir haber verirler. Ama onlarca mezary var,
üstlerinde ady var, içlerinde kendi yok; Onlarca kitaby var,
içlerinde ady var, kendinin kitaby yok. Ama o halkyn,
insanlaryn gözdesi, solu?u, sesi, Anadoluyu insanly?y sarmy?,
kendi köyündeyse izinin tozu bile kalmamy?; sözü alynmy?,
satylmy?, divanlara birlikte katylmy?; O güzel insan kim bilir
hangi gurbet kö?esinde da?arcy?yndaki ?iiriyle birlikte ölmü?,
topra?a katylmy? belki ölümü üç günden sonra bile duyulmamy?,
ölüsü so?uk suyla yuyulmamy?tyr. Belki tersi olmu?. Bilen yok.
Gören yok. Ama o varaca?y yere ula?my?.
Ama halkymyz bu
insanlary kendi çocuklary olarak benimsemi?, ki?iliklerini,
özünü, sözlerini kendi maly sayyp diledi?i gibi evirmi?
çevirmi?tir. O ve halkyn nerede söyledi?ini bilmek imkansyz
belki de gereksiz artyk. "Anadolu da binlerce a?yzdan
söylenmi? ve söylenen bir Yunus korosu var'' ''En eski
yazmalarda yok diye halkyn ezberinde ya?ayan, ister istemez
yontulan, dil de?i?tiren ?iirleri Yunus'un saymamak hiç de
bilimsel bir davrany? de?ildir'' En eski yazmalar Yunus'un
ölümünden çok sonra derlenmi?, bu yazmalara Yunus'un diline,
tutumuna, dü?üncesine düpedüz aykyry ?iirler de alynmy?. Yeni
belgeler arana dursun, biz Yunus'u anarken yazmalar kadar
sözlü halk gelene?ine de saygyly olmayy daha do?ru buluyoruz.
(S. Eyübo?lu, Yunus Emre sh: 20)
Söylencelerdeki
Yunus Emre
Yunus üstüne bütün bildiklerimiz halkyn
masalla?tyrdy?y gerçeklere dayanyyor. Ancak masallar gerçe?i
de?i?tiriyor da tarih kitaplary de?i?tirmiyor mu? Yeni
tarihçiler eski zaman gerçeklerini ararken söylenceleri,
mitleri hiç de yabana atmyyor, tersine asyl gerçe?in çok kez
onlarda gizli oldu?unu ileri sürüyor.
Söylencelere,
Hacy Bekta? Veli Velayetnamesine göre Yunus Emre bir orta
Anadolu köylüsü, Sakarya kyyylarynda, Sivrihisar'yn Sary
köy'ünde oturur. ''Ta?tan topraktan ekme?ini çykaran, ya?mur
ya?mayynca aç kalan bir Anadolu köylüsü, bütün devletlerin
soymaya aly?yk oldu?u bir Anadolu köylüsü. Ya?mur ya?maz, ekin
olmaz. Yunus günün birinde tohumsuz kalyr. Tohumsuz kalan
Yunus Emre e?e?ine da?dan alyç, ahlat, meyve yükler, buna
kar?ylyk biraz tohumluk bu?day aramaya çykar. Duydu?unun izini
sürer i?te ilk durdu?u yerlerden biri de Hacy Bekta?
Tekkesidir. Anadolu'nun gerçek fatihleri Anadolu köylüsünün
yany ba?ynda, yakynynda oturmayy kabul etmi? olanlardyr. Bu
söylence bize on üçüncü ve on dördüncü yüzyyllarda
Bekta?ili?in yaygyn oldu?unu gösterir. Yunus, tekkeden
alyçlaryna kar?ylyk bu?day ister. Hacy Bekta? Veli kendisine:
Bu?day yerine nefes versek olmaz my diye sorar. Yunus illede
bu?day der. Hacy Bekta? Veli her alyça kar?ylyk bir nefes
verelim der. Yunus olmaz der. Her çekirdek ba?yna on nefese
kadar çykar, Hacy Bekta?. Yunus ille bu?day diye dayatyr.
Bunun üzerine Hacy Bekta? fakir Yunus'a götürebilece?i kadar
bu?day verdirir. Sevine sevine yola çykan Yunus'u yolda bir
dü?üncedir alyr ''Bu insan büyük insan olmasa bana bu?day
vermezdi. Bir çuval bu?day böyle bir insandan daha my de?erli
diye dü?ünür, çiylik etti?ini anlar döner geriye. Alyn bu?dayy
geri, ben nefes istiyorum der. Ama Hacy Bekta? ona nasibin
Taptuk Emrece verilece?ini, onun tek kesine gitmesini söyler,
''senin "kilidini ona verdik'' der.
Taptuk Emre mi? Onu
da söylencelerde arayalym. Hacy Bekta?'yn Anadoluya gelmesi
bir güvercin kyly?yndadyr. Bunu haber alan ve gelmesini
istemeyen Abdalan-y Rum birer kartal olup onun yolunu
keserler. Kutsal güvercin Anadolu göklerini kara kartal
kanatlaryyla kaply bulur. "Yarar geçer kanatlary ama bir hayli
de pençe yer. Kan revan içinde yedi evli bir çepni köyüne,
bugünkü Hacy Bekta? Ylçesine iner, bir duvaryn üstüne konar.
Fakir bir köylü kadyn görür yaraly güvercini, acyr haline,
yiyecek içecek kor duvaryn üstüne. Bu masal Bekta?ili?in
köylerde yayyldy?yny ve kadynlaryn bu tarikatte rolü ve önemi
oldu?unu anlatyp ip uçlary veriyor. Anadolunun en eski ve en
büyük tanrylarynyn kadyn oldu?u unutulmamaly.
Hacy
Bekta? zamanla bütün Rum erenlerinden saygy ve sevgi görür,
ama Emre adynda bir ermi? Hacy Bekta?'yn semtine bile u?ramaz.
Hacy Bekta? ona Saru Ysmail'i dervi?ini yollar, tekkesine
gelmesini sa?lar. Gelince ona erenler arasyna nasyl girdi?ini
sorar, o da perde arasyndan bir el uzandy, beni erenler
arasyna aldy ama ben orada Hacy Bekta? adynda birini görmedim.
Bunun üzerine Hacy Bekta? perde araly?yndan sana uzanan eli
görsen tanyr mysyn? Tanyrym der Emre: Ayasynda bir ye?il ben
vardy. O zaman Hacy Bekta? sa? elini açar, uzatyr. Avucunun
içindeki ye?il beni gören Emre ye?il beni görür görmez:
Taptuk! Taptuk! diye ba?yryr, ady o günden sonra Taptuk,
kendiside Hacy Bekta?'yn yanda?y ve sözcülerinden biri olur.
Bu söylence bize Yunus'u kendine ba?layan Taptuk Emre'nin
HacyBekta?'yn yolundan, çevresinden ayry, belki de yeni
müslüman olmu? biri oldu?unu, ona ba?landy?yny gösterir. Saru
Saltuk, Taptuk, Barak Baba... silsilesini izler.
Taptuk
Baba Yunus'un ?iirlerinde inançla sevilen, yoluna ba? konulan
bir mür?it olarak kar?ymyza çykar:
Taptu?un
tapusuna Kul olduk kapysyna Yunus miskin çi?
idik Pi?tik elhamdülillah ... Vardy?ymyz
illere ?ol safa gönüllere Baba Taptuk manisin Saçtuk
elhamdülillah ... Yunus bir do?an idi kondu Taptuk
koluna Avyn ?ikira geldi bu yuva ku?u de?il. ... Yine
esridi Yunus Taptuk yüzün görende Bakty?ym yüzde gördüm
Taptu?umun nurunu.
Bize kadir gecesidir bu gice Ko
erte olmasyn seher gerekmez Yunus esrüyüben dü?tü sokakta
Ça?ynr Taptu?unu ar gerekmez
Söylencemizde
Hacy Bekta? Yunus
'u Taptuk'un tekkesine göndermi?. Yunus gidip
Taptuk'a ba? vurur. Ylk Bekta?i tekkeleri bir çe?it uygulamaly
okul idi. Her dervi? bir i? görür. Kimi toprakta, kimi i?likte
çaly?yr, kimi duvar örer, kimi a? pi?irir: Yunus'a da odun
ta?yma i?i verirler. Kyrk yyl syrtynda odun ta?yr, tekkesinin
oca?yna, özene bezene. Her getirdi?i odun dop-do?ru dümdüzdür.
Soranlara: Tekkeye odunun bile e?risi giremez der.
Bir
ba?ka söylenceye göre Taptuk güzel saz çalarmy? ve Yunus ona
sazy için ba?lanmy?. Yunus uzun süre tekkeye hizmet etmi?,
sonunda bykmy? ve kaçmy?. Yolda erenlerden yedi ki?iye
rastlamy?, yolda? olmu?lar. Her ak?am erenlerden biri içinden
geçirdi?i bir ermi? adyna Tanryya dua ediyor hemen bir sofra
geliyormu? ortaya. Syra Yunus'a geldi?i ak?am o da: Yarabbi,
demi?, bunlar hangi kulun adyna dua ettilerse ben de onun
adyna yal varyyorum sana, utandyrma beni demi?. O ak?am iki
sofra birden gelmi?. Erenler ?a?yryp kimin adyna dua etti?ini
sormu?lar. Yunus önce siz söyleyin demi?. Erenlerde Taptuk'un
dervi?lerinden Yunus diye biri var, onun adyna demi?ler. Yunus
bunu duyar duymaz hiç bir ?ey söylemeden tekkeye geri döner ve
anabacyya ?eyhin karysyna sy?ynyr. Söylence bize burada
tekkede kadynyn rolünü yerini ve önemini anlatyr. Anabacy der
ki: Yaryn sabah tekkenin e?i?ine yat. Taptuk abdest almak için
dy?ary çykarken aya?y sana takylyr .Gözleri iyi görmedi?i için
bana: Kim bu e?ikte yatan? diye sorar ben de Yunus, derim.
Hangi Yunus derse çekil git, ba?ka bir tekke ara kendine,
ba?ynyn çaresine bak. Ama bizim Yunus mu? derse anla ki
gönlünden çykarmamy?, hala seviyor seni. O zaman kapan
ayaklaryna, ba?y?la suçumu de. Yunus Anabacynyn dedi?ini
yapar, kapynyn e?i?ine yatar, ertesi sabah olan olur Taptuk:
Kim bu adam? diye sorunca Yunus, der anabacy, Taptuk "bizim
Yunus mu? diye sorunca Yunus aya?yna kapanyr sevincinden
a?lar.
Yki insan arasyndaki ba?lyly?y, ayrylyp
kavu?manyn tadyny, güveni bu kadar güzel anlatabilen söylence
azdyr dünyada. Ynsanlyk bu "bizim" sözünün içindedir. Bir ülkü
u?runa canlaryny koyanlaryn hepsinin ya?adyklary bir insanlyk
dramydyr bu. Anlamayan beri gelsün. Y?te dup duru bir su gibi
Yunus'un sevgisidir bu. ( S. Eyübo?lu ).
Yunus yeniden
tekkeye girer. Bir ba?ka söylentiye göre Yunus Taptuk'un
kyzyny sevdi?i için döner tekkeye. Taptuk bilir Yunus'un bunun
için dönmedi?ini. Ama dervi?lerinin böyle bir dedikoduya kulak
vermeleri kar?ysynda ne yapsyn? Kyzyny versin mi, vermesin mi
Yunus'a? Taptuk, dervi?lerini yalancy çykarmamak için kyzyny
Yunus'a verir. Ama yine söylenceye göre Yunus ömrünün sonuna
dek bu güzel kyza dokunmuyor. Gerçek böyle de?il ama halk
böyle olmasyny istiyor. Halk Yunus'a ?ehvet duygusunu
konduramyyor. ?ehvetin onu lekelemesini özüne
sindiremiyor.
Yunus'un ozanly?a ba?lamasynyn öyküsü de
?öyle: Yunus yyllar yyly tekkeye a?yzsyz dilsiz hizmet eder.
Günlerden bir gün Taptuk'un sofrasynda bir güzel muhabbet
olur. Taptuk sevinçli co?kuludur. O gün Yunus-y Guyende adynda
bir ozana: Bize bir ?eyler söyle der. O ozanyn dili tutulur o
gün, hiç bir ?ey bulup söyleyemez. Bunun üzerine Taptuk oduncu
Yunus'a dönüp: Haydi sen söyle der. Ve Yunus birden ba?lar
içinde birikenleri söylemeye, esip savurmaya. Yncileri dökmeye
ba?lar.
Burhan Toprak'yn deyimiyle ''Yunus Emre'nin bu
altyn destany bize kendisi kadar, Anadolu halkynynda yüre?ini
ve özlemini anlatyr. Halk Yunus için Mevlana'ya <<
Manevi konaklaryn hangisinin önüne vardyysam bir Türkmen
kocasynyn izini buldum, onu geçemedim. >>
dedirtmi?tir.
Bir bulu?malarynda Yunus, Mevlana'ya:
Mesnevi'yi çok uzun yazmy?syn, ben olsam ?u söze sy?dyryrdym
hepsini:
''Ete kemi?e büründüm, Yunus diye göründüm''
der. Yunus ?iirinde Mevlana'yy sevgi ve saygyyla anar:
Mevlana meclisinde saz ile i?aret
oldu
ve:
Mevlana Hüdavendigar bize nazar
kylaly Onun görklü nazan gönlümüz aynasydyr.
der.
Mevlana ?iir ve yapytlarynyn hepsini Farsça yazmy?ty. yine
halktan yana dü?ünüyor, halka sesleniyordu. Bunu çok iyi bilen
o?lu Sultan Veled babasynyn dü?üncelerini Türkçeye aktaryr.
Hacy Bekta? oca?y ve Yunus, tasavvufu, o ça?yn en yüksek
kültürünü Anadolu halkynyn Türkçesiyle söylemi?tir. Onlar
ça?da? dilimizin, kültürümüzün gerçek öncüleridir. Kimli?imizi
yaratanlardyr. Onlar özümüzü hamurumuzu yo?uranlardyr. Bizi
biz edenlerdir .
S. Eyübo?lunun deyi?iyle ''Ama
Yunus'un ve halkyn solu?u Kaygusuz'lar, Pir Sultanlar,
Karacao?lan'lar, A?yk Veysel'lerle için için bu güne dek
gelmi? ve ancak bu günün halkçy Türk devletinde Anadolu
Türkçesini en aydyn ?airlerimize devretmi?lerdir.''
Elif okuduk ötürü Pazar eyledik götürü
yaratylany ho? gör Yaradandan ötürü
deyip okulu
byrakmy?. Halk, halktan uzakla?an kültüre kar?y her zaman
direnmi?tir. Konumuz Yunus Emre'nin okur yazar olup olmady?y
de?il ''Bilginlerimiz, ba?ta Gölpynarly olmak üzere Yunus'un
ümmili?i, yani okur yazar olmady?y inancyny gülünç buluyorlar.
Ancak Yunus'tan kalmy? bir tek yazyly söz olmamasy bir yana,
Anadolu'da sözlü kültür bu gün bile bir A?yk Veysel'i
yeti?tirecek güçtedir;'' Bekta?i tekkeleri tasavvufun en ince
kavramlaryny bile sözle geceli gündüzlü aylarca, yüzyyllarca
Ynsanlaryn beyinlerine, yüreklerine hep aktarmy?, ekmi? oya
gibi i?lemi?tir.
Okur yazar olsun olmasm, Yunus Emre
halkm sözlü kültürünün adamydyr, kendi ça?ynyn en ileri
dü?ünü?ünü halkyna kendi öz diliyle ula?tyrmy?tyr. Yunus aynca
ça?m okur yazarlanna, molJalanna kar?y sava? açmy? gerçek bir
kültür ta?yyycysydyr. ?iir ustasydyr, gönül adamydyr, sevgi
denizidir.
Y?te söylencesi:
Yunus'un ya?ady?y
yyllarda Molla Kasym diye biri varmy?. Bu Molla Kasym'a
Yunus'un ?iirlerini yazyly olarak getirmi?ler. Ba?lamy?
okumaya. Her okudu?u ?iiri dine, ?eriata aykyry bularak
yakyyormu?. Binlercesini yaktyktan sonra üst tarafyny da suya
atmaya ba?lamy?. ?iirleri yakmy? suya atmy?, atmy?, atmy?
derken bir ?iirde, Yunus:
Yunus Emre bu sözü e?ri bü?rü
söyleme Seni sigaya çeken bir Molla Kasym
gelir.
demi?, demi? ya Molla Kasym bunu görür görmez
Yunus'a boyun e?mi? ve yakmady?y suya atmady?y ?iirleri bir
hazine gibi saklamy?. Söylenceye göre bunun için ?iirlerinden
binlercesini göklerde melekler, binlercesini denizlerdeki
balyklar, kalan binlercesini de.insanlar söylermi?. Yunus'un
hak ve halk ?airi oldu?unu anlatmak bakymyndan tarihçilerden
daha bilimsel, daha ileri bir dü?ünü?le yüklüdür bu. Rahmetli
Sabahattin Eyübo?lu bu davrany?larla söylencenin: Birisi Yunus
Emre'yi halkyn Molla Kasym'la kar?y kar?yya getirdi?ini,
ikincisi de bu beyite ?air adynyn ancak birinci dizede olmasy
gere?i, tabiili?ini vurgulady?yny belirtmektedir. Aslynda bu
?iiri Yunus de?il, halk söylemi?tir. gelin bu ?iiri birlikte
okuyalym:
Ben dervi?im diyene bir ün edesim gelir
Se?irdüben sesine vurup yetesim gelir. ... Syrat kyldan
incedir kylyçtan keskincedir Varup onun üstünde evler
kurasym gelir ... Altynda gayya vardyr içi nar ile
pürdür Varuban ol gölgede biraz yatasym
gelir